Geçerli Fesih – Feshin Makul Sürede Yapılması Gereği (Yargıtay Kararı)

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi         
E:2016/763, K:2016/20982, T:28.11.2016

  • İş Kanunu’nun 26. maddesinde düzenlenen 6 iş günlük nispi ve bir yıllık mutlak hak düşürücü süre işçinin 24. maddenin 2. fıkrasına ve işverenin 25. maddenin 2. fıkrasına dayanan fesihler yönünden aranacaktır. İşverenin geçerli nedene dayanan fesihlerinde 26. maddede öngörülen hak düşürücü sürelerin işlemesi düşünülemez.
  • Geçerli nedenlerle fesih beyanı, yenilik doğurucu bir hak olması nedeni ile bir hak düşürücü süreye tabi tutulması kaçınılmazdır. Dairemiz kararlılık kazanan uygulaması gereği, bu süreyi, makul bir süre olarak belirlemiş ve işverenin feshe konu geçerli nedeni öğrendikten sonra, fesih hakkını makul süre içinde kullanması gerektiğini, bu süre geçtikten sonra yapılan feshin geçersiz olacağını belirmiştir
  • Geçerli fesih nedeninin doğmasından sonra, feshin etkisizleştiği ve geçersizliğini yitirdiği sonucunun çıkarılabilmesi için ne kadar bir süre geçmesi gerektiği konusunda mutlak bir süre verilemez. Geçerli fesihte, fesih hakkının kullanılması için süre unsuru, somut olayın özellikleri ile birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle davranış ve yeterlilik nedeni ile fesihte, fesih hakkının kullandığı anda işçinin feshe konu edilen davranışı işyerinde olumsuzluklara neden olmaya devam ediyor ve işyerinde iş ilişkisinin devamını etkiliyorsa, kısaca işçinin davranışı veya diğer geçerli nedenler etkisini yitirmemiş ise makul süre geçmediğinin kabulü gerekir.

DAVA :Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir. 

Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I 

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı, 14/10/2010 tarihinden itibaren davalı bankada ”Kumaş Kalite Müdürü” olarak çalışmakta iken, davalı işveren tarafından 14/05/2015 tarihinde iş sözleşmesinin feshedildiğini, 19/09/2014 tarihinde gerçeğe aykırı ithamlarla, gizli olması gereken belgelere baktığı gerekçesiyle uyarı yazısı gönderildiğini, gizli belgelere izinsiz bakması şeklinde hiçbir hareketi bulunmamasına rağmen, müvekkilinden hiçbir savunma almaya da gerek görmeden müvekkiline uyarı yazısı gönderildiği , iddiaların hepsi gerçeğe aykırı olduğunu, işverenin kendi pozisyonu için personel ilanı verdiğini, hemen ardından da müvekkilinin planlanan sürede işi bitirmediği gerekçesi de haksız ve usulsüz olarak yazılı ihtar verildiğini, işin planlanan sürede bitirilebilmesi için gerekli ayarlamaları yapmış olmasına rağmen altında çalışan ve işin yapımından bizzat sorumluluğu bulunan personelin ihmali sonucunda iş planlanan sürede yetiştirilemediğini, bu olayla ilgili olarak kusuru bulunmadığını, söz konusu olayla ilgili savunmasını bütün ayrıntıları ile yapmış, bu hususta bizzat sorumluluğu bulunan kişilerin verdiği savunmaların yanlışlığının belgeleriyle ispatlamış olmasına ve diğer personel ile İigili herhangi bir İşlem yapılmamasına rağmen hakkında haksız ve usulsüz olarak ihtar işlemi uygulandığını, davalı işveren tarafından üzerinden 5 ay gibi bir süre geçen söz konusu olaylara atıf yapılmak suretiyle kontrol denetimini yapmadığı belirtilerek soyut ve afaki gerekçelerle iş akdinin feshedildiği ileri sürerek iş sözleşmesinin feshinin geçersizliği ile işe iadesine ve sonuçlarına karar verilmesini talep etmiştir. 

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı, davacının iş akdinin, … Noterliğinin 4.06.2015 tarih ve 11249 yevmiye numaralı fesih bildirimi ile ve 20/05/2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere İş Kanunu 18. maddesi hükümleri çerçevesinde geçerli sebeple feshedildiğini, davacının şirkette çalışmasını sürdürürken sadece şirket yönetiminin ve üst yönetimin görmesi gereken, şirket açısından gizlilik barındıran ve ticari sır niteliğindeki belgeleri herhangi bir şirket yetkilisinden izin almaksızın incelediğinin farkedildiğini, yine görev tanımında yer almasına rağmen şirketin müşterilerinden … adlı şirketin 15/12/2014 tarihli siparişinin 18/12/2014 tarihinde teslim edileceğini teyit etmesine rağmen kontrol ve denetimleri yapmaması nedeniyle teslimatın gecikmesine yol açtığını, üstelik, davacı görevini yerine getirmediği gibi teslimatın gecikmesi hakkında amirlerine herhangi bir bildirimde bulunmadığını, bu sebeple müvekkil şirketin sürekli olarak iş akışının bozulması ve müşteri kaybetme riskiyle karşı karşıya kalması sonucunda davacının iş akdinin feshine karar verildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacıya aynı konuya ilişkin 25/12/2014 tarihinde yazılı olarak ihtarda bulunulduğunun görüldüğü, dinlenen davacı tanıklarının verdikleri yeminli beyanları ile birlikte çalıştıkları dönemde davacının işlerinde herhangi bir aksama olmadığını beyan ettikleri, davalı tanıkları ise verdikleri yeminli beyanları ile davacının kumaş kontrolünde yaptığı hata nedeniyle müşteriye teslimat yapamadıklarını davacının son zamanlarda işlerini aksatma ve müşterilerle problemler yaşama gibi bazı sorunlar yaşadığını ayrıca yetişmesi gereken mallardaki sorumluluklarını yerine getirmediğini beyan ettikleri, hizmet akdinin davacı işçinin davranışlarından kaynaklanan sebeplerle feshedildiği davacıya fesih konusuna ilişkin yazılı ihtarda bulunulduğu ve sonrasında davacının savunması alınmak suretiyle yazılı fesih koşuluna da uygun şekilde hizmet akdinin feshedildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

D) Temyiz:

Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. 

E) Gerekçe:

Taraflar arasındaki uyuşmazlık feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı noktasında toplanmaktadır.

4857 İş Kanunu’nun 19’uncu maddesine göre: “Hakkındaki iddialara karşı savunmasını almadan bir işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesi, o işçinin davranışına veya verimi ile ilgili nedenlerle feshedilemez. Ancak, işverenin 25’inci maddenin (II) numaralı bendi şartlarına uygun fesih hakkı saklıdır”. Bu hükümle, işçinin savunmasının alınması, işçinin davranışı veya verimi ile ilgili nedenlerle iş sözleşmesinin feshi için bir şart olarak öngörülmüş ve salt işçinin savunmamasının alınmamasının tek başına, süreli feshin geçersizliği sonucunu doğuracağı ifade edilmiştir. İşçi fesihten önce savunma vermeye davet edilmeli, davet yazısında savunmaya konu davranışı açık ve kesin bir şekilde belirtilmeli ve savunması koşulsuz istenmelidir. 

İş Kanunu’nun 26. maddesinde düzenlenen 6 iş günlük nispi ve bir yıllık mutlak hak düşürücü süre aynı yasanın 25. maddesinde ki haklı nedenlerle bildirimsiz fesihlerde uygulanacak olup, 18 ve devamı maddelerinde düzenlenen geçerli fesih hallerinde uygulanacağına dair bir hüküm bulunmamaktadır. Kısaca 26. maddedeki hak düşürücü süre, işçinin 24. maddenin 2. fıkrasına ve işverenin 25. maddenin 2. fıkrasına dayanan fesihler yönünden aranacaktır. İşverenin geçerli nedene dayanan fesihlerinde 26. maddede öngörülen hak düşürücü sürelerin işlemesi düşünülemez. Ancak geçerli nedenlerle fesih beyanı da, yenilik doğurucu bir hak olması nedeni ile bir hak düşürücü süreye tabi tutulması kaçınılmazdır. Dairemiz kararlılık kazanan uygulaması gereği, bu süreyi, makul bir süre olarak belirlemiş ve işverenin feshe konu geçerli nedeni öğrendikten sonra, fesih hakkını makul süre içinde kullanması gerektiğini, bu süre geçtikten sonra yapılan feshin geçersiz olacağını belirmiştir(12.9.2005 gün ve2005/ 24429Esas, 2005/29361 Karar sayılı ilamı). Geçerli fesih nedeninin doğmasından sonra, feshin etkisizleştiği ve geçersizliğini yitirdiği sonucunun çıkarılabilmesi için ne kadar bir süre geçmesi gerektiği konusunda mutlak bir süre verilemez. Geçerli fesihte, fesih hakkının kullanılması için süre unsuru, somut olayın özellikleri ile birlikte değerlendirilmelidir. Özellikle davranış ve yeterlilik nedeni ile fesihte, fesih hakkının kullandığı anda işçinin feshe konu edilen davranışı işyerinde olumsuzluklara neden olmaya devam ediyor ve işyerinde iş ilişkisinin devamını etkiliyorsa, kısaca işçinin davranışı veya diğer geçerli nedenler etkisini yitirmemiş ise makul süre geçmediğinin kabulü gerekir.
Dosya içeriğine göre, kumaş kalite müdürü olarak çalışan davacının iş sözleşmesi 20/09/2014 tarihinde ticari sır niteliğindeki belgeleri izin almadan incelemesi ve 15/12/2014 tarihli işin süresinde bitirilmemesi gerekçesiyle feshedilmiştir. 19/09/2014 tarihli yazıda davacının yönetime ait olan dosyalara baktığı belirtilerek bu tür davranışların bir daha yapılmamasının istendiği, 15/12/2014 tarihli işi süresinde bitirmemesi nedeniyle 22/12/2014 tarihinde savunma istendiği, davacının 22/12/2014 tarihinde savunmasını verdiği, 25/12/2014 tarihinde ihtar verildiği, bu işlemlerden sonra 14/05/2015 tarihli fesih bildirimi ile iş sözleşmesinin bu davranışları belirtilerek feshedildiği anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta savunmasının alındığı tarihten fesih tarihine kadar yaklaşık 5 ay geçmiştir. Fesih hakkının makul süre içinde kullanılmadığı gibi daha önceki davranışları nedeni ile uyarı cezası verilmiştir. Davacının daha sonra iş ilişkisinin sürdürülmesini olanaksız kılan davranışı bulunmamaktadır. Davanın kabulü yerine yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi hatalıdır.
4857 sayılı İş Yasasının 20/3 maddesi uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

F) Hüküm:

Yukarda açıklanan gerekçe ile;
1. Mahkemenin kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 
2. Feshin GEÇERSİZLİĞİNE ve davacının İŞE İADESİNE, 
3. Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE, 
4. Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE, 
5. Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
6. Davacının yaptığı 291.50 TL. yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 
7. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 1.800,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 
8. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, 
Kesin olarak oybirliği ile 28/11/2016 günü karar verildi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.