İşçiyi Nakil Yetkisi – Bilgi İşlemlerinin Tek Merkezden Yürütülmesi Kararı (Yargıtay Kararı)

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
E:2017/45481, K:2018/5270, T:28.02.2018

  • İş sözleşmesinde, gerektiğinde çalışma koşullarında değişiklik yapabileceğine dair düzenlemeler bulunması halinde, işverenin genişletilmiş yönetim hakkından söz edilir. Bu halde işveren, yönetim hakkını kötüye kullanmamak ve sözleşmedeki sınırlara uymak kaydıyla işçinin çalışma koşullarında değişiklik yapma hakkını sürekli olarak kazanmış olmaktadır.
  • İşçinin gerektiğinde işverene ait diğer işyerlerinde de görevlendirilebileceği şeklindeki sözleşme hükümleri, işverenin bu konuda değişiklik yapma hakkını saklı tutar. Anılan hak objektif olarak kullanılmalıdır. Ayrıca işverenin yönetim yetkisini genişleten bu kayıtların verdiği yetkinin kullanımı, sözleşmede çizilen sınırlara uyularak ve iyiniyetle olmalıdır. İşçinin iş sözleşmesinin feshini sağlamak için sözleşme hükmünün uygulamaya konulması, işverenin yönetim hakkının kötüye kullanılması niteliğindedir. 

DAVA: Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işverene ait fabrikada 15/09/2014 tarihinden 09/09/2016 tarihine kadar kesintisiz olarak Bilgi Sistemleri Uzmanı olarak çalıştığını, yazılı olarak tebliğ edilen herhangi bir görev yeri değişikliği yazısı bulunmadan, yasal hakkı olan 6 günlük süreyi dahi beklemeden giriş kartına el konularak görev yerinin değiştiğinin bildirildiğini, sözlü olarak iş sözleşmesi sonlandırıldıktan sonra yapılan fesih ihbarında da fesih sebebinin açık ve kesin olarak belirtilmediğini, feshin son çare olması ilkesine uyulmadığını ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini talep etmiştir.

Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davalı şirketin genel merkezinin …’da olup, … fabrikasındaki idare merkezinin bir kısmının günlük işleri görecek dar kapsamlı personel kalmak üzere asli unsurları itibari ile … Genel Merkezine taşındığını, şirketin asıl bilgi işlem merkezinin bilgi işlem müdürlüğü adı altında İstanbul şirket merkezinde olduğunu, bu sebeple … fabrikasında da ayrıca bir bilgi işlem merkezinin mevcudiyetine gerek kalmadığını, durumun kendisine iletilmek istendiğini ve aynı görevin aynı sözleşme şartları ile … Genel Müdürlük Bilgi İşlem Müdürlüğü bünyesinde yapmak üzere atandığı ve tebliğini takiben 6 iş günü içerisinde … Genel Müdürlüğü’nde işe başlaması gereğini içeren atama emrinin kendisine sunulduğunu, ancak davacının muttali olduğu atama emrini imza karşılığı tebellüğ etmekten imtina ettiğini, davacının anılan yazı emrini okuyup öğrendikten sonra 6 gün daha işyerine gelmiş ise de sadece masasında hiçbir işlem görmeden oturduğunu, ancak atandığı yere de gitmediğini, bu sebeple davacının iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 

İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince, davacı tanık beyanına göre davacının … ilçesinde ikamet ettiği, … ilindeki fabrika merkezine tayin edilmesi hususunun davacı tarafça kabul edilmeyeceğinin belli olduğu, davacıyı tazminatsız işten çıkarmak için davalı şirketçe böyle bir yola başvurulduğu, davacı işçiye 31/08/2016 tarihli atama yazısında 6 iş günü içerisinde … Genel Müdürlüğü’nde işe başlamasının teklif edildiği, sırf bu sürenin dahi davalı işverenin davacı işçiye yönelik tayin talebinde samimi olmadığını gösterdiği gerekçesiyle feshin geçersizliğine, davacının işe iadesine, işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücretinin belirlenmesine karar verilmiştir. 

İstinaf başvurusu:
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti: 
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı işverenin, davacının İstanbul’daki teklif edilen görev haricinde …’daki fabrikada başka şekilde değerlendirilemeyeceğine dair delil sunmadığından, davacının iş sözleşmesinin geçerli sebeple feshedilmediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Temyiz başvurusu:
Kararı, davalı vekili süresinde temyiz etmiştir.

Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, işverene nakil yetkisi veren iş sözleşmesindeki değişiklik kaydının geçerli olup olmadığı ve bu bağlamda iş sözleşmesinin işveren tarafından geçerli sebeple feshedilip feshedilmediği noktasında toplanmaktadır.

4857 sayılı Kanun’un 22. maddesi uyarınca, “İşveren, iş sözleşmesiyle veya iş sözleşmesinin eki niteliğindeki personel yönetmeliği ve benzeri kaynaklar ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirmek suretiyle yapabilir. Bu şekle uygun olarak yapılmayan ve işçi tarafından altı işgünü içinde yazılı olarak kabul edilmeyen değişiklikler işçiyi bağlamaz. İşçi değişiklik önerisini bu süre içinde kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını veya fesih için başka bir geçerli nedenin bulunduğunu yazılı olarak açıklamak ve bildirim süresine uymak suretiyle iş sözleşmesini feshedebilir.” 

İş sözleşmesinde, gerektiğinde çalışma koşullarında değişiklik yapabileceğine dair düzenlemeler bulunması halinde, işverenin genişletilmiş yönetim hakkından söz edilir. Bu halde işveren, yönetim hakkını kötüye kullanmamak ve sözleşmedeki sınırlara uymak kaydıyla işçinin çalışma koşullarında değişiklik yapma hakkını sürekli olarak kazanmış olmaktadır. Örneğin, işçinin gerektiğinde işverene ait diğer işyerlerinde de görevlendirilebileceği şeklindeki sözleşme hükümleri, işverenin bu konuda değişiklik yapma hakkını saklı tutar. Anılan hak objektif olarak kullanılmalıdır. Ayrıca işverenin yönetim yetkisini genişleten bu kayıtların verdiği yetkinin kullanımı, sözleşmede çizilen sınırlara uyularak ve iyiniyetle olmalıdır. İşçinin iş sözleşmesinin feshini sağlamak için sözleşme hükmünün uygulamaya konulması, işverenin yönetim hakkının kötüye kullanılması niteliğindedir. 

Dosya içeriğine göre, davacının davalı işverene ait Bandırma fabrikasında bilgi sistemleri uzmanı olarak çalışırken, işveren tarafından bilgi işlemlerinin tek merkezden yürütülmesi kararı alındığı, … fabrika tesislerinde ayrı bir bilgi işlem kadrosu mevcudiyetine gerek kalmadığından lağvedilmiş olduğu, davacının aynı görevi aynı sözleşme şartları ile … Genel Müdürlük Bilgi İşlem Müdürlüğü bünyesinde yapmak üzere atanmasına karar verildiği, bu hususun davacıya tebliğ edilmek istendiği, ancak davacının imza karşılığı tebellüğ etmekten imtina ettiği, yeni görev yerinde işe başlamadığından iş sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmaktadır.

Somut olayda, davacının iş sözleşmesinde, diğer işyerlerine tayin başlıklı maddede işgörenin yazılı maktu ücreti dışında munzam bir hak ve menfaat talep etmeksizin, işverene ait hangi mahalde olursa olsun diğer bütün işyerlerinde çalışmayı peşinen kabul ettiği, işverenin, işgörenden önceden rıza ve muvafakati almaya mecbur olmadan istihdam edildiği hizmetin türünü değiştirme veya işgöreni başka bir işte çalıştırma hakkına sahip olduğu, bu gibi hallerde işgörenin işbu hizmet sözleşmesinde yazılı şartlar çerçevesinde ve aynı ücret mukabilinde kendisine verilen işi tam ve verimli yapmayı kabul ve taahhüt ettiği, kendisinden talep olunan bu işlerin yapılmaması halinde bir ihbara lüzum olmaksızın işverenin işbu sözleşmeyi tazminatsız olarak feshedebileceğini kabul ettiği düzenlenmiştir. Tanık beyanlarına ve şirket içi yazışmalar ile, şirketin genel müdürlüğünün ve bilgi işlem müdürlüğünün …’da olduğu, bilgi işlemlerinin tek merkezden yürütülmesi kararı alındığı, davacının çalıştığı Bandırma fabrikasının ayrı bir bilgi işlem kadrosuna gerek kalmadığından lağvedildiği, fesihten sonra da bilgi işlem müdürlüğüne herhangi bir personel alınmadığı, davacının ısrarla atanma yazısını tebliğ almadığı, haberdar olduğunun açık olduğu ve …’a atamasının iş sözleşmesindeki madde gereği yapıldığı anlaşılmaktadır. Davalı işverenin kötüniyetle nakil işlemini yaptığının ispat edilemediği de dikkate alındığında, işverence yapılan fesih geçerli bir fesih olup talebin reddi yerine kabulüne karar verilmesi hatalıdır.

Yukarıda açıklanan sebeplerle 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda belirtilen sebeplerle; 
1- … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi’nin 2017/1228 Esas – 2017/1065 Karar sayılı ve … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/368 Esas – 2017/115 Karar sayılı kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 
2-Davanın REDDİNE,
3-Karar tarihi itibariyle alınması gerekli olan 35,90 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 29,20 TL harcın mahsubu ile bakiye 6,70 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 297,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 2.180,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Yatırılan gider avanslarından varsa kullanılmayan bakiyelerinin ilgili tarafa iadesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28/02/2018 gününde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.