İş Kanunu Madde 35

Ücretin saklı kısmı

    Madde 35 – İşçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlası haczedilemez veya başkasına devir ve temlik olunamaz. Ancak,  işçinin bakmak zorunda olduğu aile üyeleri için hakim tarafından takdir edilecek miktar bu paraya dahil değildir. Nafaka borcu alacaklılarının hakları saklıdır.

  1. GEREKÇE
    MADDE 35-
    Ücretin haczi, başkasına devri ve temliki konusunda 1475 sayılı Kanunun 28 inci madde hükmü aynen korunmuştur.

  2. KARARLAR

    1. “Alacaklı vekilinin talebi üzerine, İcra Müdürlüğünce, borçlunun almakta olduğu maaşının 1/4’üne, sair gelirlerinin tamamı üzerine haciz konulmuş olup, borçlu vekili İcra Mahkemesine başvurusunda, tamamına haciz konulan ikramiyenin de 1/4’ünün haczedilebileceğini ve ikramiye üzerindeki fazla haczin kaldırılmasını talep etmiş, Mahkemece şikayetin reddine karar verilmiştir.4857 sayılı İş Kanunu’nun 35. maddesine göre; işçinin almakta olduğu aylık ücretinin ancak 1/4’ü haczedilebilir. İİK’nun 83/2. maddesi uyarınca; aylığın üzerinde haciz bulunması halinde, sonraki haciz sıraya konulur ve önceki haczin kesintisi bittikten sonra kesintiye başlanır. Yine 4857 sayılı Yasa’nın 32. maddesi uyarınca; ikramiye, toplu sözleşme farkı ve nema da ücretten sayılacağından onların da aynı koşullarda haczini engelleyen bir yasa hükmü bulunmamaktadır. 6772 sayılı Kanun’un 4. maddesinde ise; “Fazla mesai, evlilik, çocuk zamları veya primleri, ayni yardımlar, hafta ve genel tatil ücretleri gibi esas ücrete munzam tediyelerin” haczedilemeyeceği belirlenmiştir. Bu durumda, ikramiyenin en fazla 1/4’ünün haczi mümkün ise de, yukarıda belirtilen 4. maddedeki fazla mesai, evlilik yardımı, çocuk zamları, ayni yardımlar, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti gibi ödemelerin haczi mümkün değildir. Kıdem tazminatı gibi ödentinin ve vergi iadesi alacağının ücretten sayılacağına dair bir hüküm bulunmadığından anılan gelirlerin tamamı haczedilebilir.
    Somut olayda, İcra Müdürlüğünce, borçlunun işyerinden almakta olduğu maaşının 1/4’ü; maaş dışındaki ikramiyenin ise tamamı üzerine haciz konulduğu, borçlu vekilinin ikramiyenin ¾’ü üzerindeki haczin kaldırılmasını talep ettiği anlaşılmaktadır.
    Bu durumda, borçlunun, maaşı dışındaki ikramiye yönünden 1/4’ü aşan kısmına ilişkin haczin kaldırılmasına yönelik şikayetin kabulü gerekirken, şikayetin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.” Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, E:2015/12552, K:2017/14170, T:31.10.2017

    2. “Dava, davacının, dava dışı Ö.. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.’nin kuruma olan prim, işsizlik sigortası primi ve damga vergisi borçları nedeniyle halen çalışmakta olduğu A.. Enerji ve Mühendislik Hizmetleri San. Ve Tic. A.Ş.’den aldığı işçi aylığının 1/3’ü üzerine konan haczin 4857 sayılı Kanun’un 35. maddesine istinaden 1/4’ünden fazlasının kesinti yapılamayacağının tespiti istemine ilişkindir.
    Mahkemece, 4857 sayılı Kanun’un, 6183 sayılı kanundan sonra yürürlüğe girdiği, özel nitelikle iki kanun hükümlerinin uygulanmasında yeni tarihli olanın tatbik edilmesi gerektiği, somut uyuşmazlığa yeni tarihli kanun olan 4857 sayılı İş Kanunu’nun 35 inci maddesinin tatbikinin gerekeceği, bu hükme göre de işçinin ücretlerinden en fazla 1/4 kesinti yapılabileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Dosyadaki kayıt ve belgelerden, dava dışı Ö.. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.’nin kuruma olan (2009/5 – 2012/3) aylarına ilişkin prim, işsizlik sigortası primi ve damga vergisi borçları nedeniyle davacının mezkur şirketin müdürü olduğu belirtilerek halen almakta olduğu işçilik aylığının 1/3 ‘ü üzerinde Kurum’un 12/09/2014 tarih ve 1005120 sayılı yazısına istinaden haciz işlemi uygulanarak aylık kesintisi yapıldığı anlaşılmıştır.
    4857 sayılı İş Kanunu’nun ‘ Ücretin saklı kısmı’ başlıklı 35. maddesi;” İşçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden fazlası haczedilemez veya başkasına devir ve temlik olunamaz. Ancak, işçinin bakmak zorunda olduğu aile üyeleri için hakim tarafından takdir edilecek miktar bu paraya dahil değildir. Nafaka borcu alacaklılarının hakları saklıdır.” denilmektedir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun’un ‘Kısmen haczedilebilen gelirler’ başlıklı 71. maddesi ise; ” Aylıklar, ödenekler, her çeşit ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama bağlı olmayan nafakalar, emeklilik aylıkları, sigorta ve emeklilik sandıkları tarafından bağlanan gelirler kısmen haczolunabilir. Ancak haczolunacak miktar bunların üçte birinden çok dörtte birinden az olamaz.
    Asgari ücreti aşmayan aylık gelirlerin onda birinden fazlası haczolunamaz.” hükmünü amirdir.
    Somut olayda; davacının halen çalışmakta olduğu A.. Enerji ve Mühendislik Hizmetleri San. Ve Tic. A.Ş.’den net olarak 1.139,41 TL işçi aylığı aldığı, davacının aldığı aylığın 2015 yılı net asgari ücret miktarından fazla olduğu, dava dışı Ö.. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.’nin kuruma olan (2009/5 – 2012/3) aylarına ilişkin prim, işsizlik sigortası primi ve damga vergisi borçları nedeniyle davacının mezkur şirketin müdürü olduğu belirtilerek halen almakta olduğu işçilik aylığının 1/3’ü üzerinde Kurum’un 12/09/2014 tarih ve 1005120 sayılı yazısına istinaden haciz işlemi uygulandığı, 4857 sayılı Kanun’un amacının ” işverenler ile bir iş sözleşmesine dayanarak çalıştırılan işçilerin çalışma şartları ve çalışma ortamına ilişkin hak ve sorumluluklarını düzenlemek” olduğu, davacının aylığı üzerine konulan haczin 6183 sayılı Kanun gereğince amme alacağına ilişkin olduğu, işçi ve işveren ilişkisinden kaynaklanmadığı, 4857 sayılı Kanun’un amme alacağı bakımından uygulanmasının mümkün bulunmadığı, davalı Kurum işleminin hukuka uygun olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekir.” Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, E:2015/18398, K:2015/21987.

    3. “4857 Sayılı İş Kanunu’nun 35. maddesine göre işçinin almakta olduğu aylık ücretinin ancak 1/4’ü haczedilebilir. İİK’nun 83/2. maddesi uyarınca aylığın üzerinde haciz bulunması halinde, sonraki haciz sıraya konulur ve önceki haczin kesintisi bittikten sonra kesintiye başlanır. Yine 4857 Sayılı Yasa’nın 32. maddesi uyarınca ikramiye, toplu sözleşme farkı ve nemada ücretten sayılacağından onlarında aynı koşullarda haczini engelleyen bir yasa hükmü yoktur. 6772 Sayılı Kanun’un 4. maddesinde ise “fazla mesai, evlilik, çocuk zamları veya primleri, ayni yardımlar, hafta ve genel tatil ücretleri gibi esas ücrete munzam tediyelerin” haczedilemeyeceği belirlenmiştir. Bu durumda ikramiyenin en fazla ¼ ünün haczi mümkün ise de; yukarıda belirtilen 4. maddedeki fazla mesai, evlilik yardımı, çocuk zamları, ayni yardımlar, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti gibi ödemelerin haczi mümkün değildir. Kıdem tazminatı gibi ödentinin ve vergi iadesi alacağının ücretten sayılacağına dair bir hüküm bulunmadığından tamamı haczedilebilir.
    İİK’nun 83/a maddesi gereğince; borçlunun, hacizden önceki bir dönemde haczi mümkün olmayan bir mal veya hakkın haczedilebileceğine dair alacaklıyla yapmış olduğu anlaşma geçerli değildir. Anılan maddenin amacını açıklayan gerekçesinde de “borçlunun, hacizden önce sonuçlarını tahmin edemeyeceği cihetle, bir mal veya maaş yahut ücretin haczedilemeyeceği yolunda şikayette bulunmayacağını bildirmesinin, lehine olan yasa hükmünün uygulanmasından feragat etmesinin hükümsüz sayılacağı, zira bir malın ne derece haczedilemez olduğunun borçlunun ve ailesinin haciz anındaki durumlarına göre saptanabileceği ifade olunmuştur. Bu durumda haciz sırasında ya da haciz işleminin gerçekleşmesinden sonraki dönemde borçlu haczedilmesi mümkün olmayan mal ve haklarla ilgili olarak bu hakkından vazgeçebilir. (HGK. 31.03.2004 tarih ve 2004/12-202 E., 196 K., 31.03.2004 tarih ve 2004/12-167 E. 185 K.)
    Somut olayda, borçlunun maaşından hiç kesinti yapılmadan önce icra dairelerine beyanda bulunarak kesinti yapılmasına muvafakat ettiğini belirttiği anlaşılmaktadır. Bu durumda borçlunun maaşından hiç kesinti yapılmadan önce aylık 400,00 TL, 250,00 TL ve 150,00 TL haczine ilişkin olarak verdiği muvafakatlar, İİK’nun 83/a maddesi uyarınca geçerli değildir.
    O halde borçlunun maaşı üzerine konulan hacizlerin kaldırılması istemi yönünde şikayetin 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 35. maddesinde ve İİK’nun 83/2. maddesinde yer alan ve yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler kapsamında değerlendirmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.” Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E:2014/31755, K:2015/7465, T:26.03.2015

    4. “İki ayrı takip dosyasında borçluya ait emekli ikramiyesi, ihbar tazminatı, kıdem tazminatı, fazla mesai ücretleri ve işçi hakedişlerinin haczedildiği, borçlunun şikayetinde haciz oranının 1/4 olması gerekirken ücretlerin tamamının haczedilmesinin doğru olmadığını iddia ettiği, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği görülmüştür.
    4857 Sayılı İş Kanunu’nun 35.maddesine göre işçinin almakta olduğu ücretlerin dörtte birinden fazlası haczedilemez. Aynı Kanunun 32.maddesinde de ikramiye, toplu sözleşme farkı ve nema da ücretten sayılacağından onların da aynı koşullarda haczini engelleyen bir yasa hükmü yoktur.
    4857 Sayılı İş Kanun’nun 32.maddesinde ifade edilen ikramiyeden anlaşılması gereken, işçiye maaş gibi belirli peryotlar halinde sürekli olarak yapılan ödemeler olup, icra takip dosyalarında haciz konusu yapılan ise emeklilik halinde ödenen emeklilik ikramiyesi olduğundan, olayda 4857 sayılı İş Kanunu’nun 35.maddesinin uygulama yeri yoktur. Öte yandan emeklilik ikramiyesi 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu’nca ödenen gelir, aylık ve ödenek niteliğinde olmadığından anılan yasa hükümleri de uygulanamaz. Yine, emeklilik ikramiyesi maaş ve ücret niteliğinde bulunmadığından, İİK.nun 83.maddesinin de uygulama imkanı bulunmamaktadır.
    O halde mahkemenin emeklilik ikramiyesi ile ihbar ve kıdem tazminatlarının tamamının haczedilebileceğine ilişkin kararı doğrudur.” Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E:2014/11549, K:2014/13394, T:07.05.2014

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.