Manevi Tazminat – İş Sağlığı ve Güvenliği Önlemlerinin Alınmaması (Yargıtay Kararı)

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi

E:2017/5787, K:2019/628, T:05.02.2019

  • Hakim manevi tazminat tutarını takdir ederken; ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutmalı, olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklanması durumunda tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir etmelidir.
  • Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı anne yararına hükmedilen 15.000,00 TL manevi tazminatın az olduğu açıktır.

DAVA: Davacılar, murisinin iş kazası sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.Hükmün, davacılar ile davalılardan …, … ve … İthalat Ve İhracat San. Ltd. Şti. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu, işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar verildi.

K A R A R

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kararın dayandığı kanuni gerektirici nedenler ile temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davalılar … ve …’in tüm, davacıların ve davalı … İthalat Ve İhracat San. Ltd. Şti.’nin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine,

Dava, sigortalının iş kazası sonucunda vefatı nedeniyle yakınlarının ( kardeş, anne ve büyükanne) maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece, maddi tazminat davasının açılmamış sayılmasına, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulü ile davacı anne yararına takdiren 15.000,00 TL, davacı kardeş yararına takdiren 5.000,00 TL ve davacı büyükanne yararına takdiren 2.000,00 TL. manevi tazminatın kaza tarihi olan 20/03/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sigorta şirketleri dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili iledavacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

1- Sigortalının davalı … İthalat Ve İhracat San. Ltd. Şti. ait işyerinde kasiyer olarak çalışmaktayken geçirdiği trafik iş kazası neticesinde vefat ettiği, olayın SGK tarafından iş kazası kabul edildiği, olayın gerçekleşmesinde sigortalının kusursuz olduğu, işveren tarafından işyerinde geçirilecek kazalara ilişkin davalı …. ile işveren Sorumluluk Sigortası poliçesi düzenlendiği, anılan bu poliçe kapsamına göre, 20/03/2012 tarihli trafik iş kazasının sigortalılık süresi olan 06/10/2011 – 06/10/2012 tarihleri arasında meydana gelmiş olduğu, manevi tazminat taleplerinin poliçeye dahil edildiği anlaşılmıştır.Bu açıklamalar doğrultusunda mahkemece, Davalı …’ne ait İşveren sorumluluk sigortası içerisinde manevi tazminat istemlerinin de poliçe kapsamında olduğu gözetilerek manevi tazminat istemlerinden poliçe limitleri ile sınırlı olmak üzere sigorta şirketinin sorumlu tutulması iken, yazılı şekilde manevi tazminat istemlerinden davalı … şirketinin sorumlu tutulmaması hatalı olmuştur.

2- Gerek mülga BK’nun 47 ve gerekse yürürlükteki 6098 sayılı TBK’nun 56. maddesinde hakimin bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verebileceği öngörülmüştür. Hakimin manevi zarar adı ile ölenin yakınlarına verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 26.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hakimin takdirine bırakılmış ise de hükmedilen tutarın uğranılan manevi zararla orantılı, duyulan üzüntüyü hafifletici olması gerekir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları tarafların sosyal ve ekonomik durumları paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu olayın ağırlığı olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince alınmamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23.6.2004, 13/291-370)

Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı anne yararına hükmedilen 15.000,00 TL manevi tazminatın az olduğu açıktır.

3- Öte yandan hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/1.maddesinde; avukatlık ücretinin belirlenmesinde, avukatın emeği, çabası, işin önemi niteliği ve davanın süresinin göz önünde tutulacağı; aynı maddenin 2.fıkrasında ise, müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek; ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise, her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunacağı belirtilmiştir. Anılan maddenin amacına ve içtihatı birleştirme kararına hakim olan ilke birlikte gözetildiğinde, birden fazla davacının birlikte dava açması ve tek vekille temsil edilmeleri halinde, davanın kabul edilen bölümü üzerinden davacılar yararına, davanın reddi sebebi ortak ise, davacılar aleyhine ve davalı taraf yararına tek vekalet ücretine hükmedilmelidir.Tarife‘nin 13. maddesinde ise; Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına hükmolunacağı, ancak hükmedilecek bu ücretin kabul veya reddedilen miktarı geçemeyeceği belirtilmiştir.Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular nazara alınmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.O halde davacıların ve davalı … İthalat Ve İhracat San. Ltd. Şti.’nin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacılar ile davalılardan …ye iadesine, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılardan …’e yükletilmesine 05/02/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.