Restoran sorumlusunun kullanım süresi geçmiş ürünlerin müşteriye servisini engellemek adına gerekli kontrolleri yapmaması (Yargıtay Kararı)

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
E:2018/2782, K:2018/21816, T:28.11.2018

  • Taraflar arasındaki güven temelinin çökmesine neden olan davranış İş Kanunu’nun 25/2. maddesine göre haklı nedenle bildirimsiz fesih sebebi oluşturur. Bu ağırlıkta olmamakla birlikte, güven temelini sarsan, işin işleyişini olumsuz etkileyen ve uyumu bozan hareketler ise, geçerli nedenle bildirimli fesih sebebi oluşturur.
  • Yargıç, ölçülülük ilkesi gereğince, işçinin olumsuz davranışı nedeniyle feshin geçerli olup olmadığını tartışırken, işçinin davranışının ağırlığını dikkate alarak, her olayın özelliğine göre davranış ile uygulanan fesih türü ile arasında bir orantısızlık (ölçüsüzlük) olup olmadığını takdir edecek, yani ölçülülük denetimi yapacaktır. 
  • Somut uyuşmazlıkta, davacı davalı işyerinde restoran sorumlusu olarak çalışmaktadır. Davacı işi gereği görev ve sorumluluklarına ilişkin yazılı bir bildirim olmaksızın restorandaki düzen ve işleyişten sorumludur. Restoranda meydana gelen zehirlenme olaylarında davacının tarihi geçmiş ürünlerin müşteriye servisini engellemek adına gerekli kontrolleri yapmaması işçi ile işveren arasındaki güven temelini sarsan, işin işleyişini olumsuz etkileyen davranışlardandır. Davalı işveren tarafından yapılan fesih geçerli nedene dayandığı anlaşılmıştır.

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine, işe iadesine ve yasal sonuçlarına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin kabul kararına karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

… Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.

… Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi’nin kararı süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI 

A) Davacı İsteminin Özeti: 

Davacı vekili, davacının davalı işyerinde çalıştığını, davacının 20.02.2016 tarihinde sözlü olarak işten çıkarıldığını, sonrasında 26.04.2016 tarihinde gönderilen ihtarname ile restoranda kullanım tarihi geçmiş ürünlerin müşteriye verilmesi sebebi ile 08 Nisan 2016 tarihinde ve 21 Nisan 2016 tarihinde müşterilerin zehirlendiğini ve de şifahi olarak kullanım süresi geçmiş ürünlerim imha edilmesi talimatı verilmesine rağmen ürünlerin imha edilmemesi nedeni ile iş sözleşmesinin İş Kanunu’nun 25/II. maddeye göre feshedildiğini, oysa olayın geçtiği tarihte davacının iş akdinin zaten sonlandırılmış olması nedeni ile davacının iş yerinde olmadığını iddia ederek davalı işveren feshinin geçersizliği ile davacının işe iadesine ve davacı lehine mali sosyal haklara karar verilmesini talep etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, Davacının Belirsiz süreli iş sözleşmesi ile restoran sorumlusu olarak çalıştığını, restoran sorumlusunun iş yerinde tüm denetimleri yapma yetki ve sorumluluğuna sahip olduğunu, davacının şubede mesai saatlerinde bile doğru düzgün bulunmadığını, diğer personellerin de çalışmaları esnasındaki dikkat ve özeninin asgari düzeye indiğini, tarihi geçmiş ürünlerin müşteriye servis edilmesi gibi işyerinin itibarı ve müşteri sağlığını geri dönülmez şekilde tehlikeye atacak düzeyde olaylara sebebiyet verdiğini, hizmet ilişkisinin çekilmez hale gelmesi nedeni ile iş akdinin 4857 sayılı Kanunun 25/II. maddesi gereğince haklı nedenle sona erdirildiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

İlk derece mahkemesince, dosya kapsamında davacıya görev ve sorumluluklarının ne olduğuna ilişkin yazılı bir görev tanımı yapıldığına ilişkin ve bahsi geçen zehirlenme olaylarına davacının sebep olduğuna ilişkin bir delilinin bulunmadığı, duruşmada dinelenen davalı işverene karşı husumeti bulunmayan ve davacı ile iş akdinin fesih tarihinde birlikte çalışan davacı tanıklarının, davacının bu hususta bir kusurunun bulunmadığı şeklinde beyanda bulundukları, davalı işyerinde halen çalışan ve davacı ile aynı ortamda çalışmayan davalı tanıklarının da zehirlenme olayında davacının kusuru bulunuduğuna dair açık beyanlarının bulunmadığı, tarihi geçmiş ürünleri imha etmesi hususunda davacıya yapılmış yazılı bir uyarı yazısının bulunmadığı, davacının olaya ilişkin yazılı savunmasının alınmadığı, davacının görevi ile eksikliklere ilişkin eğitim verildiğine, davacının kıdem ve tecrübesi dikkate alınarak şirketin başka bir bölümünde başka bir işte değerlendilebileceğinin araştırıldığına dair herhangi bir delilin bulunmadığı, nazara alındığında, iş akdinin davalı işverenlikçe haklı veya geçerli bir nedenle sona erdirildiğinin ispatlanamadığından feshin geçersiz olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

D) İstinaf başvurusu :

İlk derece mahkemesinin kararına karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. 

E) İstinaf Sebepleri:

Davalı vekili istinaf başvurusunda; davacının, çalışma süresi boyunca kendisine yüklenen misyon ve sorumluluklara aykırılık teşkil edecek şekilde davrandığı, işyeri düzen ve disiplinini bozacak nitelikteki hal ve hareketleri nedeni ile defaatle sözlü olarak uyarıldığını, restoran sorumlusu ünvanındaki bir çalışana tarihi geçmiş ürünlerin kullandırılmayacağının, mesai saatleri içerisinde görevin başında olmak yerine uyunmayacağının, özel arkadaşları ile işyeri içerisinde ve mesai saatlerinde görüşülmesinin uygun olmayacağının yazılı görev tanımı ile bildirilmesinin beklenmesinin anlaşılamadığını, davacının tüm uyarılara rağmen iyileşme çabasına yanaşmamasının davanın sonuçlarından yaralanmak için açıldığını kanıtlar nitelikte olduğunu, boşta geçen sürelere ilişkin ücrete hükmedilebilmesi için davacı işçinin yeni bir işte çalışıp çalışmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. 

F) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti : 

Bölge Adliye Mahkemesince, davacıya görev tanımına ilişkin görev ve sorumluluklarının ne olduğunu belirtir yazılı bir bildirim yapıldığına ve bahsi geçen zehirlenme olaylarına davacının sebep olduğuna veya davacının kusurlu olduğuna dair bir delil bulunmadığı gibi, duruşmada dinelenen davalı işverene karşı husumeti bulunmayan ve davacının iş akdinin feshi tarihinde birlikte çalışan davacı tanıklarının, davacının bu hususta bir kusurunun bulunmadığı şeklinde beyanda bulundukları, davalı işyerinde halen çalışan ve davacı ile aynı ortamda çalışmayan davalı tanıklarının da zehirlenme olayında davacının kusuru bulunuduğuna dair açık beyanlarının bulunmadığı, tarihi geçmiş ürünleri imha etmesi hususunda davacıya yapılmış yazılı bir talimat ya da herhangi bir uyarı yazısının dosyada yer almadığı, bu hususun çoğunluk tanık beyanları ile kanıtlanamadığı, davacıya verilmiş bir görev tanımının dosyada yer almadığı anlaşılmış olmakla iş akdinin davalı işverenlikçe haklı bir nedenle sona erdirildiğinin ispatlanamadığına ilişkin mahkeme kanaatinin yerinde olduğunu, davalı vekilinin istinaf itirazları da yerinde olmadığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

G) Temyiz başvurusu : 

Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

H) Gerekçe: 

İlk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi tarafından davacıya görev tanımına ilişkin görev ve sorumluluklarının ne olduğunu belirtir yazılı bir bildirim yapıldığına ve bahsi geçen zehirlenme olaylarına davacının sebep olduğuna veya davacının kusurlu olduğuna dair bir delil bulunmadığı gerekçesi ile davacının işe iadesine karar verilmiştir. Dairemizin yerleşmiş kararları uyarınca taraflar arasındaki güven temelinin çökmesine neden olan davranış İş Kanunu’nun 25/2. maddesine göre haklı nedenle bildirimsiz fesih sebebi oluşturur. Bu ağırlıkta olmamakla birlikte, güven temelini sarsan, işin işleyişini olumsuz etkileyen ve uyumu bozan hareketler ise, geçerli nedenle bildirimli fesih sebebi oluşturur. İş Kanunu’nun 25/2. maddesindeki haklı nedenle bildirimsiz fesihte; ifayı bozan, sözleşmeye aykırılık oluşturan, taraflar arasında güven ilişkisini zedeleyen bir olgunun ortaya çıkması ile sözleşmeye devamın çekilmez hale gelmesi söz konusudur. Yargıç, ölçülülük ilkesi gereğince, işçinin olumsuz davranışı nedeniyle feshin geçerli olup olmadığını tartışırken, işçinin davranışının ağırlığını dikkate alarak, her olayın özelliğine göre davranış ile uygulanan fesih türü ile arasında bir orantısızlık (ölçüsüzlük) olup olmadığını takdir edecek, yani ölçülülük denetimi yapacaktır. 

Somut uyuşmazlıkta, davacı davalı işyerinde restoran sorumlusu olarak çalışmaktadır. Davacı işi gereği görev ve sorumluluklarına ilişkin yazılı bir bildirim olmaksızın restorandaki düzen ve işleyişten sorumludur. Restoranda meydana gelen zehirlenme olaylarında davacının tarihi geçmiş ürünlerin müşteriye servisini engellemek adına gerekli kontrolleri yapmaması işçi ile işveren arasındaki güven temelini sarsan, işin işleyişini olumsuz etkileyen davranışlardandır. Davalı işveren tarafından yapılan fesih geçerli nedene dayandığı anlaşılmakla Bölge Adliye Mahkemesi ile İlk Derece Mahkemesinin kararlarının bozularak ortadan kaldırılmasına ve Dairemizce 4857 sayılı İş Kanunu’nun 20/3. maddesi uyarınca aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.

Hüküm: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Bölge Adliye Mahkemesi ile İlk Derece Mahkemesi’nin kararlarının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,

2- Davanın REDDİNE, 

3- Alınması gereken 35,90 TL. karar- ilam harcından davacının yatırdığı 29,20 TL. peşin harcın mahsubu ile bakiye 6,70 TL. karar- ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 

4- Davacının yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 740,00 TL. yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,

5- Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL. ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

6- Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, 

7-Dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin … Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine,Kesin olarak 28.11.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.