Siyasi Görüş – İşçinin Sosyal Paylaşım Sitesinde Yaptığı Eleştiri Niteliğindeki Paylaşımlar – Geçersiz Fesih

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi

E:2017/27773, K:2018/14484, T:03.06.2018

  • 4857 sayılı iş kanunu 18/3d maddesi gereği siyasi görüş farklılığı fesih sebebi olamaz.
  • Sosyal paylaşım sitesinde işçi tarafından yapılan ve hakaret, şiddet, tehdit içermeyip eleştiri niteliğinde olan paylaşımlara dayanılarak yapılan fesih geçersizdir.

DAVA: Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan feshedildiğini belirterek ve davalı şirketi taraf göstererek, feshin geçersizliğine, davacının dahili davalı kurum işyerindeki işe iadesine ve işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesince asıl işveren olduğu belirtilerek Yükseköğretim Kredi ve Yurtlar Kurumu davaya dahil edilerek yapılan yargılama sonunda davanın reddine dair kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun davanın kabulü ile feshin geçersizliğine, davacının davalı şirket işyerine iadesine, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

Karar süresi içinde davalı ve dahili davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiş olup, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, gereği konuşulup düşünüldü.

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, davacının 2013 yılının Ağustos ayında Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu … Yurt Müdürlüğü’nde alt işveren olan şirkette işe başlayan müvekkilinin görevini başarıyla devam ettirdiğini, özverili, çalışkan, titiz ve başarılı bir işçi olan müvekkilinin çalıştığı bölümün yetkilisi yapıldığını, müvekkilinin iş akdinin ekte sundukları fesih bildirim tebligatı ile feshedildiğini, bu tebligatta “Yüksek Öğrenim Kredi Yurtlar Kurumu … İl Müdürlüğü’nün 09.08.2016 tarih 60103197/929-170-2065 sayılı hizmet alımı personeli konulu yazı ile hakkınızda yapılan soruşturma sonucu sosyal medyada olumsuz paylaşımlar yaptığınız tespit edildiği tarafımıza bildirilmiş ve görevinize son verilmesi istenilmiştir. Yüksek Öğrenim Kredi Yurtlar Kurumu … İl Müdürlüğü’nün ilgili talimatına istinaden iş akdiniz 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 25. maddesine göre 19.08.2016 tarihi mesai bitimi itibariyle bildirimsiz ve tazminatsız olarak feshedilecektir.” denildiğini, iş akdinin 4857 Sayılı Kanunun 19. maddesinde belirtilen şekil şartlarına uyulmadan, savunma alınmadan ve fesih sebebi açıkça belirtilmeden feshedildiğini, iş akdini geçerli bir sebeple fesheden işverenin, fesih bildirimini yazılı yapmak, fesih bildiriminde fesih sebebini açık ve kesin bir şekilde belirtmek ve iş akdi işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından kaynaklanan bir sebeple feshediliyorsa hakkındaki iddialara karşı işçinin yazılı savunmasını almak zorunda olduğunu, iş akdinin objektif hiçbir delille kanıtlanamayan sosyal medyapaylaşımları nedeniyle feshedildiğini, 25. maddede sosyal medya paylaşımları ile ilgili bir hüküm bulunmadığını, fikir özgürlüğü bakımından iş akdinin böyle bir nedenle feshedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek öncelikle davacının iş akdinin 4857 Sayılı İş Kanunu’na aykırı ve geçersiz olarak feshedildiğinin tespiti ile Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu … Yurt Müdürlüğü’ndeki işine iadesine ve işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretine karar verilmesini talep etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı vekili, davanın yasal süre içerisinde açılmamış olması halinde dava şartı yokluğu nedeni ile davanın reddedilmesi gerektiğini, Yargıtay 7. Hukuk Dairesi’nin 2014/3417 esas, 2014/11432 karar sayılı ve 27/05/2014 tarihli emsal kararında da vurgulandığı üzere ihale sözleşmesinin diğer tarafı olan idarenin işbu dava açısından zorunlu dava arkadaşı olduğunu, idarenin davalı gösterilmemesinin usuli bir eksiklik olduğunu, davacının hizmet alım ihalesi ile istihdam edildiğini, davacının iş akdinin Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu … İl Müdürlüğü’nün 09/08/2016 tarihli ve 60103197/929-17.0-2065 sayılı yazısı doğrultusunda feshedildiğini, kurumun fesih istemli yazısı ve yürütülen inceleme sonucunda davacının, sosyal medyahesabından, ülkemizde 15 Temmuz 2016 tarihinde meydana gelen kanlı kalkışma girişimi sonrasında bu kalkışma girişimini gerçekleştiren… terör örgütü üyeleri/sempatizanları tarafından yayılan, aleyhe yalan propaganda faaliyetleri kapsamında bulunan görüntüleri paylaştığının anlaşıldığını, … Başbakanlık 2016/4 Genelgesi ve ilgili mevzuat gereği yapılan fesih işleminin haklı nedene dayandığını, ülkemizde 15/07/2016 tarihinde meydana gelen alçak kalkışma girişiminin ve sonrasında yaşanan olayların herkesin malumu olduğunu, hizmet alım ihaleleri ile devlet kurumlarına hizmet sağlayan müvekkili şirketin, idarenin davacının işten uzaklaştırılması yönündeki bildirimi doğrultusunda fesih işlemini gerçekleştirdiğini belirterek davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Yargılama sırasında davaya dahil edilen dahili davalı kurum vekili ise davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacının 4734 sayılı kanun uyarınca anahtar teslim esasına göre tesis edilen hizmet alım sözleşmesi gereğince işi üstlenen firmanın işçisi olduğunu, davacının müvekkili kurumun işçisi olmadığını, davacı ile müvekkili kurum arasında iş akdi olmadığından husumet itirazında bulunduklarını, kurum ile hizmet alım ihalesini alan firmalar arasında asıl işveren – alt işveren ilişkisi bulunmadığını, asıl işverenin işe iade davalarında taraf sıfatının bulunmadığının Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarından olduğunu, davanın fesih bildiriminin tebliğ tarihinden itibaren 1 ay içerisinde açılması gerektiğini, bu nedenle zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının müvekkili kurumun personel politikası gereğince müvekkili kurumda istihdamının hukuken mümkün olmadığını, davacının sosyal medya üzerinden yapmış olduğu olumsuz paylaşımlar neticesinde İl Müdürlüğü tarafından yüklenici şirkete yazı yazılarak işçinin müvekkili kurum işyerlerinde istihdam edilmemesinin talep edildiğini, davacının iş akdinin işveren tarafından sona erdirildiğini, yüklenici şirketin davacıyı başka işyerlerinde çalıştırabileceğini, bu sebepler iş akdinin feshedilmesinin ve karar verilmesi halinde işe iadenin sonuçlarına yüklenici şirketin tek başına katlanması gerektiğini, davacı yüklenici şirketler bünyesinde belirli süreli sözleşmelerle çalıştığından ve belirli süreli iş sözleşmelerinde işe iade davası açılamayacağından davanın reddedilmesi gerektiğini, kaldı ki davacı bu şirketlerde kesintisiz çalıştırılmış olsa dahi bu durumun kurumu bağlamayacağını, zira müvekkili kurumun yurtlarının yaz aylarında kapatıldığını ve personel istihdamı yapılmadığını, müvekkili kurumun davacının işvereni sıfatını taşımadığını savunmuştur.

C) İlk derece Mahkeme Kararının Özeti:

Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının sosyal medya üzerinden, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği ile Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı paylaşımlarda bulunmuş olması, ifade ve düşünce özgürlüğü sınırlarını aşan, doğruluk ve bağlılığa uymayan bir davranış olarak haklı nedenle fesih sebebi olduğu, iş akdinin haklı nedenle feshedildiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

D) İstinaf Dairesi Kararı:

Karara karşı davalı vekili tarafından istinafa başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan inceleme sonunda, avacının …terör örgütüne yönelik herhangi bir beğenisi, aidiyeti, iltisakı ve irtibatı bulunduğunun kanıtlanmadığı da anlaşılmakla, davalıların geçerli nedenle iş akdinin sonlandığını ortaya koyamadıkları gerekçesi ile istinaf isteminin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının HMK. 353/1.b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve davanın kabulü ile feshin geçersizliğine, davacının davalı şirket işyerine iadesine, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

E) Temyiz:

Kararı davalı ve dahili davalı vekilleri temyiz etmiştir.

F) Gerekçe

Usul Hukukunda kural olarak zorunlu dava arkadaşlığı nedeni ile taraf teşkili dışında dahili dava denen bir kurum bulunmamaktadır. Bu nedenle tüzel kişi hakkında usulüne uygun dava açılmadan, açılan davada dahili davalı edilerek hakkında hüküm kurulması usule aykırı olacaktır.
Asıl –alt işveren ilişkisinde, işverenler arasında zorunlu dava arkadaşlığı yoktur. Fesih geçersizliği ve işe iade sadece alt işverene karşı ileri sürülürken, mütesesil borçluluk nedeni ile işçilik alacakları da birlikte ileri sürülmesi zorunlu değildir.

Feshin geçersizliği ve işe iade davasında, asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunduğu takdirde, her iki işverene birlikte dava açılmasında işçi açısından yarar vardır. Muvazaa olmadığı sürece, alt işveren işçisi ile ilgili davada istemin ve verilecek kararın, feshin geçersizliği ve işe iade yönünden alt işveren, ancak feshin geçersizliğine bağlanan işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretinden her iki işverenin birlikte sorumluluğu kapsamında olması gerekir.

Asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı olmadığı, kısaca asıl-alt işveren ilişkisi bulunduğu iddia edilip, sadece asıl işverene karşı dava açıldığında, davacının işvereni ve iade edilecek alt işveren olduğundan husumetin tevcihinde hata kabul edilerek, alt işverene dava dilekçesi tebliğ edilerek, davalı taraf olarak davaya kabul edilmelidir. Ancak sadece alt işveren dava açılmış ise zorunlu dava arkadaşlığı olmadığından asıl işverenin dahili dava edilerek sorumlu tutulması usule aykırı olacaktır.

Davacı tarafın muvazaa veya asıl işveren alt işveren ilişkisinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2/6-7 maddesindeki koşulları kapsamında kalmadığı iddia edildiğinde ise, davaya asıl işveren bakımından devam edilmeli ve sonuçta muvazaa bulunmadığı, asıl alt işveren ilişkisinin yasaya uygun kurulduğu kabul edildiği takdirde, iş ilişkisinin tarafı olmayan asıl işveren yönünden feshin geçersizliği ve işe iade davasının husumetten reddi gerekecektir. (9. HD. 01.12.2008 gün ve 2008/6287 Esas, 2008/32587 Karar.) Muvazaa veya asıl alt işveren ilişkisinin unsurları yok ise asıl işveren yönünden dava esastan karar altına alınmalıdır.

Somut uyuşmazlıkta, davacı taraf sadece gerçek işvereni olan davalı şirketi dava ederek dava açmış, muvazaa iddiasında bulunmamış, sadece kurum işyerindeki işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Alt işveren ilişkisinde işyeri, asıl işverenin işyeri içinde kalsa da iade edilecek işveren alt işverendir. Zorunlu dava arkadaşlığı olmadığına göre asıl işverenin dahili dava edilerek, hakkında hüküm kurulması usule aykırıdır. Bu nedenle davalı asıl işveren kurumun temyizi yerindedir.

Diğer taraftan davacının iş sözleşmesinin sosyal paylaşım sitesinde paylaşımlarda bulunması üzerine asıl işveren tarafından alt işverene sözlü talimat verilerek 29 çıkış kodu ile haklı nedenle feshedildiği, bu durumda fesih sebebinin açık ve kesin olmasının aranmayacağı, bu gerekçenin hatalı olduğu ancak davacının bazı paylaşımları doğrudan yazmadığı ancak yazılanları paylaştığı, paylaşımların hakaret, şiddet, tehdit içermediği eleştiri niteliğinde olduğu 4857 sayılı iş kanunu 18/3d maddesi gereği siyasi görüş farklılığının fesih sebebi olamayacağı feshin bu nedenle geçerli nedene dayanmadığı anlaşıldığından davalı şirketin temyiz itirazları yerinde bulunmamıştır.

4857 sayılı İş Yasasının 20/3 ve 6100 sayılı HMK.’un 373. Maddeleri uyarınca Dairemizce aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

F) Sonuç: Yukarda açıklanan gerekçe ile
1. Bölge Adliye Mahkemesi esastan kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA,
2. Dahili davalı Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
3.Davalı şirket yönünden davanın KABULÜ İLE
a) Feshin geçersizliğine ve davacının bu şirket işyerindeki işe iadesine
b) Davacının yasal süre içinde başvurusuna rağmen davalı işverence süresi içinde işe başlatılmaması halinde ödenmesi gereken tazminat miktarının davacının kıdemi, fesih nedeni dikkate alınarak takdiren davacının 4 aylık brüt ücreti tutarında BELİRLENMESİNE,
c.Davacı işçinin işe iadesi için işverene süresi içinde müracaatı halinde hak kazanılacak olan ve kararın kesinleşmesine kadar en çok 4 aya kadar ücret ve diğer haklarının davalıdan tahsilinin GEREKTİĞİNE,
3. Peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 31,40 TL karar ve ilam harcının davalı şirketten tahsili ile hazineye irat kaydına,
7. Davacının yaptığı 91,40 TL yargılama giderinin davalı şirketten tahsili ile davacıya verilmesine, davalı şirketin yaptığı yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, 
8. Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre belirlenen 2.180,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 
9. Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgililerine iadesine, 
Dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine 03.06.2018 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir